10 Ağustos 2015 - 8:07 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Mirasın reddi; mirasın gerçek reddi ve hükmen reddi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mirasın reddine dair önceki yazımızda mirasın gerçek reddi konusu üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda ise “mirasın hükmen reddi” konusunu ele alacağız.
Mirasın gerçek reddinde, mirasın reddine dair beyanın 3 ay içinde ortaya konulması gerekmektedir. 3 aylık süre içerisinde mirasın reddine ilişkin irade açıkça ortaya konulmazsa mirasçılar mirası kabul etmiş sayılmaktadır. Yani gerçek ret durumunun söz konusu olduğu halde fiili hiçbir hareket yapılmaması mirasın kabulü anlamına gelmektedir.
Hükmen ret durumunun söz konusu olduğu halde ise redde ilişkin herhangi bir irade açıklanmasa veya dava açılmasa da mirasın reddi gerçekleşmiş olur. Hükmen redde, mirasın kabulü istenmesi halinde bunu açıkça ortaya koyan işlemin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Hükmen redde ilişkin irade beyanının 3 ay içinde ortaya konulması gibi bir zaman sınırlaması olmadığı gibi kabulün 3 aylık süre içerisinde yapılması gibi bir zorunluluk da yoktur.
Kural olarak mirasçılar, mirasbırakanın vefatı ile birlikte mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar(4721 s. K. md. 599). Ancak hükmen ret, mirasın vefat ile mirasçılara geçmesinin istisnasını oluşturmaktadır. Bu durum 4721 s. Kanunun 605/II maddesinde; “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. ” şeklinde ortaya konulmuştur.
Mirasın hükmen reddi durumunun gerçekleşmesi için terekenin borca batık olması gerekmektedir. Terekenin borca batıklığından kasıt, miras kapsamındaki hakların borçlardan az olmasıdır.
Ödemeden aciz durumunun var olup olmadığına ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/4-332 E. , 2008/336 K. sayılı ve 16.04.2008 tarihli kararında; “… miras bırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir. Yani miras bırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir. ” şeklinde değerlendirme yapmıştır.
Mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olmasından kasıt, bu durumun en azından mirasbırakanın çevresince bilinmesi durumunu ifade etmektedir.
Maddede geçen, “mirasbırakanın ödemeden aczinin resmen tespiti”nden kasıt ise mirasbırakanla ilgili iflas kararı, aciz belgesi vb.nin bulunmasıdır(Prof. Dr. A.Naim İNAN/Prof. Dr. Şeref ERTAŞ/Yrd. Doç. Dr. Hakan ALBAŞ, İNAN Türk Medeni Hukuku Miras Hukuku, 7. Bası, Ankara 2008, syf. 508).
Mirasın hükmen reddinin varlığı bazen uyuşmazlık konusu olur ya da uyuşmazlığa dönüşme ihtimali söz konusu olabilir. Bu durumda mirasçılar, mirasın hükmen reddinin varlığını ortaya koyabilmek için iki yoldan birini tercih edebilir. Buna göre (1)tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebilecekleri gibi, (2)bunu defi yolu ile de ileri sürebilirler. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 2008/4-332 E. , 2008/336 K. sayılı ve 16.04.2008 tarihli ve 2008-332 E. , 2008/436 K. sayılı ve 16.04.2008 tarihli kararları). Yani mirasçı, mirasın hükmen ret edildiğini açılacak bir takip vb. üzerine defi olarak ileri sürebileceği gibi tarafına mirasçılık sıfatı nedeniyle bir takip vb. yapılmadan da tereke alacaklılarına karşı açacağı tespit davasında da hükmen ret durumunu ortaya koyabilir.
Yargıtay mirasın reddine ilişkin olarak verilecek vekâlette mirasın reddi yetkisine dair ayrıca ibare bulunması gerektiğini belirtmiştir. Bunun dayanağı olarak da “Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük”ün 39. Maddesine dayanılmıştır. Mirasın reddine dair ibare yoksa ilgili ret yetkisini içeren vekaletnamenin sunulması için süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir(Yargıtay 8. H.D.`nin 2013/23085 E. , 2014/17665 K. sayılı ve 02.10.2014 tarihli kararı).
Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar(4721 s. K. md. 618).
Mirasın reddi halinde ölüm aylığı(dul-yetim aylığı) alınabilir mi?
Mirasın reddi konusunda en çok merak edilen konulardan biri de ret durumunda ölüm aylığı(dul-yetim aylığı)nın alınıp alınamayacağı konusudur. Mirasın reddi halinde de vefat edenin hak sahibi sıfatıyla ölüm(dul-yetim) aylığı alınabilir. Çünkü vefat edenden hak sahiplerine bağlanan aylık, terekenin içerisinde sayılmamaktadır. Bu durum Yargıtay 12. H.D.`nin 2005/23073 E. , 2005/26042 K. sayılı ve 26.12.2005 tarihli kararında; “ Borçluların murislerinden kendilerine bağlanan maaşı sahiplenmeleri TMK’nun 605. maddesi uyarınca murisin mirasını reddetmelerine engel teşkil etmez. Zira, murisin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan almakta olduğu maaşı terekesine dahil değildir. ” şeklinde ortaya konulmuştur.
Avukat Erdoğan KAYA
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.