28 Ekim 2015 - 8:58 'de eklendi ve kez görüntülendi.
Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik TURAN “Türk Tarihinde Cumhuriyet Zamanı” konulu konferansı ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi’ndeydi
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 92. yıldönümü nedeniyle Manisa Celal Bayar Üniversitesi tarafından düzenlenen, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik TURAN’ın konuşmacı olarak yer aldığı “Türk Tarihinde Cumhuriyet Zamanı” konulu konferans, 27 Ekim 2015 tarihinde Prof. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Konferansa Rektör Prof. Dr. A. Kemal ÇELEBİ, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Bilal GÜMÜŞ ve Prof. Dr. Muzaffer TEPEKAYA, Şehzadeler Belediye Başkan Yarımcısı İsmail ÖNAL, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail MARAŞ, Rektör Danışmanı Doç. Dr. M. Ali ÇPİLOĞLU, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Prof. Dr. Refik TURAN, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin ülkemizdeki üniversiteler arasında ön sıralarda yer edinmiş, dünyada da kendisini kabul ettirmiş önemli bilim kurumlarından biri olduğunu belirterek, “Ankara’dan gözlemlediğim kadarıyla, bu parlak bilim yuvası ilk günkü heyecanıyla yoluna devam ediyor. Daha da iyi noktalara gelmesini yürekten temenni ediyorum” dedi.
Prof. TURAN, Cumhuriyetimizin 92 yıldönümünü kutladığımızı ve çok yakında 100. yılını idrak edeceğimizi dile getirerek, “Cumhuriyet, kelime anlamı olarak kaynağını doğrudan halktan alan bir yönetim biçimidir. Cumhuriyet kavramının tarihine baktığımızda, 15. yüzyıldaki Venedik Cumhuriyeti’nden bahsedilir ama bu, bizim bildiğimiz anlamda bir cumhuriyet değildir, halka yansımamıştır. Dünyadaki cumhuriyet rejimlerine genel olarak baktığımızda, %90 civarında olduğunu görürüz. Cumhuriyet dışında da yönetim sistemleri bulunmaktadır. Bazı ileri olarak tabir ettiğimiz ülkelerin bile yönetim sistemleri halen cumhuriyet değildir. Örneğin dünyaya demokratik açıdan örnek olan İngiltere bir cumhuriyet değildir. İsveç, Norveç Belçika, Hollanda gibi ülkeler de İngiltere benzeridir ve krallıktır. Dünyanın 3. büyük ekonomik gücü olan Japonya da imparatorluk olarak yönetilmektedir” dedi.
Devletlerin geçmişten gelen yönetim sistemlerini kolayca değiştiremediklerini, Cumhuriyete giden yolda en önemli noktanın Mustafa Kemal ATATÜRK’ün liderliği olduğunu ifade eden TURAN, “Türkiye Cumhuriyeti’nin çok geniş bir değişim hikayesi var. Büyük çapta Fransa Cumhuriyeti’nden etkilenerek ortaya çıkmış bir cumhuriyettir. Cumhuriyet, Türk tarihinin en büyük olaylarından biridir. Ancak cumhuriyete giden yolda onu engelleyecek herhangi bir halk hareketi olmamıştır. İlan edildikten sonra da en küçük bir itiraz olmamıştır. Aksine Fransa’da 1789’dan sonra cumhuriyet bir sürü kesintiye uğramıştır. Şu an Fransa’daki 4. cumhuriyettir. Krallık ve Cumhuriyet yanlıları arasında büyük çarpışmalar olmuştur. Aynı şey Rusya için de geçerlidir. Rusya’da Çarlık devrilirken 50 milyon insan rejim için hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde ise dünya tarihinin ilk beş monarşisinden biri vardır. Bu da Oğuzhan Monarşisidir. Devlet kurucuları hep Oğuzhan soyundan gelir. Bu köklü Monarşi, 17 Kasım 1922’de Sultan Vahdettin’in ülkeyi terk etmesine kadar devam etmiştir” diye konuştu.
Prof. Dr. TURAN, Osmanlıda hukuk sisteminin Berlin, Paris anlaşmaları ve 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile tamamen bittiğini dile getirerek, “Arkasından ordunun ve ekonominin iflası gelir, ancak çöküşün başlangıcı kaybolan hukuktur. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu büyük bir inkılaptır ve 2500 yıllık koca bir monarşinin sonudur. Osmanlı çınarı devrilmiş, yerine yeni bir fidan doğmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bu aşamadan sonra kendisine yeni hedefler koymuştur. Bunlar: milli devlet, milli kimlik, sosyal devlet, modern hukuk ve hukuk devleti, demokrasi, laiklik, muasır medeniyet, bilim- teknoloji ve sağlam bir ekonomidir” dedi.
Milli devletin, içerde ve dışardaki gücüyle kendisini ispatlamış, gerekli saygınlığı yakalamış tek bir millete dayalı devlet olduğunu ifade eden TURAN, “Türkiye Cumhuriyeti devleti 92 yıl içinde milli bir devlet olmuş mudur? Bu tartışılır. Bir kısım aydınımıza göre milli devlettir, bir kısım aydına göre de Atatürk’ün hayatının sonuna kadar milli devlettir. Bu görüşlerin çok fazla bir derinliği ve hükmünün olmadığı kanaatindeyim. Benim yaptığım araştırmalara göre Türkiye olabildiği kadar bir milli devlettir. Bunun tartışılması bile gereksizdir. Bana göre Türkiye Cumhuriyeti, dünyanın ilk altı devletinden biri olma yolundadır. Milli kimlik konusuna gelince de Osmanlıda bu konuda yapılan tartışmalar, Türkiye Cumhuriyeti devletinde de devam etmektedir. İslamcılar, Türkçüler, Sosyalizm ve Batıcılık kavgası hala şiddetle yoluna devam etmektedir. Ancak ana kitle bu kavgadan uzak durmaktadır. Bunun nedenleri, gelenek, tarih ve Türk dilidir. Dil Tarih Coğrafya Fakülteleri ile Talim Terbiye Kurulu’nun kurulması ve Türk Dil Kurumu bu konuda atılmış önemli adımlardır. Bu temel hazinemizdir ve vazgeçilmeyecek bir bağdır. Bugün ülkemizde yaşanan çatışmayı yenmenin yolu da yine kendimizdedir. Bunlar tarihimiz, dilimiz ve inanç sistemizdir” dedi.
Prof. TURAN, güvenlik ve erkin temsili konularına da değinerek, “Erk yönetme hakkıdır. Bu da meclisin hakkıdır. Mustafa Kemal Paşa’nın meclis dışında aldığı tek bir karar yoktur. Cumhuriyet olmanın birinci temel prensibi budur. Ben milletimize ve devletimize güveniyorum. Çünkü bizim tarihimiz ve kültürümüz gibi bir avantajımız var. Türkiye, dünyada yükselen bir değer. Türklere sevda ile bağlı pek çok ülke halkı var ve ülkemiz manevi yönüyle bir çekim merkezi durumunda. Atatürk’ün dediği gibi, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” dedi.
Sonuna kadar büyük bir ilgiyle dinlenen konferansın sonunda, Rektör Prof. Dr. A. Kemal ÇELEBİ tarafından Prof. Dr. Refik TURAN’a teşekkür belgesi ve çiçek takdim edildi.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.