CHP’li Başevirgen, “Çiftçinin Bankası Çiftçiye Sırtını Döndü, Kredi Vermemek İçin Her Yolu Deniyor”

CHP’li Başevirgen, “Çiftçinin Bankası Çiftçiye Sırtını Döndü, Kredi Vermemek İçin Her Yolu Deniyor”

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, en önemli kuruluş amacının çiftçiye destek olmak olan Ziraat Bankasının, çiftçiye kredi vermemek için her yolu denediğini söyleyerek  “Başkalarına milyon dolarlık kredileri düşük değerdeki teminatlara karşılık verebilen Ziraat Bankası, konu çiftçi olduğunda kılı kırk yarıyor.  Özellikle devlet sübvanseli tarımsal kredilerde şartları ağırlaştırdıkça ağırlaştırıyorlar. Kredi talebinde bulunan çiftçilerin devlete bir kuruş borcu olmaması gerekiyor.” Dedi.

“4 Milyon hektar tarım Arazisi ipotekli. Devlete veya bankalara borcu olmayan çiftçi kaldı mı?”

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2022 Ocak ayı verilerine göre; 2 milyon 113 bin tarımsal arazi malikinin, 4 milyon hektar civarındaki tarımsal arazisini 3 trilyonun üzerinde parasal değer ile ipotek ettirdiği söyleyen Başevirgen,  “Bu kadar büyük bir ipotek değerine karşılık kullanılan borç tutarının 1 trilyonun üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Bu meblağ çiftçimizin son beş yılda dehşet verici düzeyde bir borca battığının göstergesidir. Devlete veya bankalara borcu olmayan çiftçi kaldı mı?” diye sordu.

“Lisanslı depodaki ürün karşılığında kredi kullanılmasını da kaldırdılar”

CHP’li Başevirgen, “Geçen yıl çiftçimizi rahatlatacak sıfır faizli kredi uygulamasını gündeme getirdiler. Bu uygulamaya göre: Lisanslı depolara ELÜS senediyle teslim edilen mahsul karşılığında ürünün güncel değerinin %75’i oranında, Ziraat Bankası tarafından çiftçiye sıfır faizli kredi kullandırılacaktı. Bu uygulamayı da sessiz sedasız kaldırdılar. Adı geçen banka bırakın sıfır faizli kredi vermeyi reel faiz üzerinden tüketici kredisi vermeye bile yanaşmıyor. Bu şartlarda tarım nasıl sürdürülebilir olabilir? Çiftçi saplandığı borç batağından nasıl çıkabilir?” diye sordu.

“Çiftçi üretimden çekilecek, sonu milli felaket olur”

Tarımsal girdi maliyetlerindeki, özellikle de gübredeki dehşet verici fiyat artışlarının, gübre kullanım miktarında ve ekiliş alanlarında önemli azalmalara neden olduğunu söyleyen Başevirgen, “Bu yıl 8,5 milyon ton olan buğday açığımız seneye 10 milyon tona, sonrasında inanılmaz rakamlara ulaşır. Türkiye’de buğday üretiminin geçen yıl 17.6 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın üzerine yaklaşık olarak 10 milyon ton da ithalat yapıldı. Toplamda 27,5 milyon ton civarında buğday tükettik. Bunun 7,5 milyon tonunu ürün formunda ihraç ettik. Kalan 20 milyon ton civarındaki buğdayı da öz tüketimde kullandık. Yani iç tüketim için bile 2,5 milyon buğday ithal etmek zorunda kaldık. TÜİK, 2022 yılı buğday rekolte tahminini 19.5 milyon ton olarak açıklamıştı. Bu yıl için 21 milyon ton civarında buğday ihtiyacımız olduğu öngörülmekte. TÜİK’in iyimser rekolte tahmini tutsa bile un ve makarna ihracatı yapmaksızın 1,5 milyon ton buğday ithal etmemiz gerekecek. Şayet un ve makarna ihracatı aynı hızla devam ederse açığımız asgari 8,5 milyon ton olacak. Bu nedenle 2022 yılı için, TÜİK’in öngördüğü üretim miktarlarını yakalamak çok mümkün görünmüyor. Oluşacak rekolteye göre et, süt ve un fiyatlarının nerelere çıkacağını göreceğiz. İktidarı defalarca uyardık. Çiftçiler tarımsal desteklerden yeterince faydalanamaz, indirimli faizli kredi kullanamaz, ürünü para etmez ve borçlarından dolayı arazisini kaybederse bu işin sonunun milli felaket olur. Çiftçiyi destekleyin ki üretim artsın. Bolluk olursa fiyatlar ucuzlar, vatandaşların alım gücü artar. Çiftçi de vatandaş da kazançlı çıkar. Bunu sağlamak için üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin ürettiği ürünü değerli kılınmalı ve çiftçiye düşük maliyetli kredi desteği sağlanmalıdır. “ diye konuştu.
 

Kaynak: Haber Merkezi

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner4